Bir kız ve bir delikanlı,bir motorsikletin üzerinde 180 km hızla gidiyorlar ve aralarında şöyle bir konuşma geçiyor; Kız : Lütfen yavaşla,ben korkuyorum Delikanlı : Hayır,bak ne kadar eğlenceli Kız : Lütfen,lütfen,çok korkuyorum Delikanlı : Peki,beni sevdiğini söyle Kız : Seni çok seviyorum,lütfen yavaşla Delikanlı : Şimdi de bana sıkıca sarıl Kız delikanlıya sıkıca sarılır Delikanlı : Kaskımı alıp,kendine takar mısın? Başımı çok sıktı. Ertesi gün gazetelerde şöyle bir haber çıktı: Motorsiklet kazası; Motorsiklet,fren arızası nedeniyle,bir binaya çarptı.Üzerindeki 2 kişiden sadece bir kurtuldu. Gerçek ise şöyleydi;Yolun yarısında,delikanlı frenleri bozulduğunu anlamış ama bunu kıza belli etmek istememişti.Bunun yerine,kızdan kendisini sevdiğini söylemesini istemiş ve kendisine son defa sarılmasını istemişti. Sonra da kendi ölümü pahasına,kızın başlığı takmasını ve hayatta kalmasını sağlamıştı...
1. Seni sen olduğun için değil, seninle birlikte olduğumda ben olduğum için seviyorum. 2. Hiç kimse gözyaşlarını hak etmez, onlara layık olan kişi ise seni ağlatmaz. 3. Sen istediğinde sana aşık olmaması, sana aşık olmadığı anlamına gelmez. 4. Gerçek arkadaş, elini tutan, kalbine dokunandır. 5. Birisine yabancılaşmanın en kotu biçimi yanında oturuyor olup ona hiç bir zaman ulaşamayacağını bilmektir. 6. Hiç bir zaman gülümsemekten vazgeçme, üzgün olduğunda bile! Gülümsemene kimin, ne zaman aşık olacağını bilemezsin.. 7. Tüm dünya için sadece bir kişi olabilirsin fakat bazıları için sen bir dünyasın. 8. Zamanı onu seninle birlikte geçirmeye hazır olmayan biriyle geçirme. 9. Belki de Tanrı uygun kişiyi tanımandan önce yanlış kişilerle tanışmanı, onu tanıdığında minnettar olman için istedi. 10. "Bitti" diye üzülme, "yaşandı" diye sevin. 11. Her zaman seni üzecek birileri olacaktır, yapman gereken insanlara güvenmeye devam etmek, kime iki defa güveneceğine daha fazla dikkat etmektir. 12. Birini daha iyi tanımadan ve bu kişinin senin kim olduğunu bilmesinden önce kendini daha iyi bir kişiye dönüştür ve kim olduğunu bilerek kendine güven. 13. Kendini çok zorlama, en güzel şeyler onları en az beklediğinde olur.
Stres,
duygularımızın vücudumuz üzerinde yarattığı tepkidir. Diğer bir
deyişle, bizlerin farklı durumlara verdiğimiz tepkilerin, vücudumuza
olan bir yansımasıdır. Stres, pozitif veya negatif olabilir. Pozitif
stres, yeni bir olay, yeni bir başarı karşısında heyecanlanmayı ifade
eder . Negatif stres ise, anksiyete, depresyon, reddetme ve hatta
kızgınlık ile sonuçlanabilir. Bu tür duygular, baş ve mide ağrıları,
uykusuzluk, ülser, kan basıncında değişiklikler, kalp hastalıkları ve
felç ile sonlanabilen sağlık sorunlarına yol açabilirler.
Her
yeni günle, bir bebeğin doğumu, sevilen bir kişinin vefatı, terfi, iş
kaybı, sevilen bir kişiyle tartışmak veya yeni bir ilişkiye başlamak
gibi stres yaratabilecek değişik olaylar yaşarız. Her durumda, stresle
o an başa çıkmayı öğrendiğimiz gibi, hayatımızda karşımıza çıkabilecek
değişik olaylarla da başa çıkmayı ve stresi kontrol altında tutmayı
öğrenmeliyiz.
Aşağıdaki test, ne gibi
olayların sizde stres yaratabileceğini ve sizin bununla nasıl başa
çıkabileceğinizi belirlemek için hazırlandı. Vereceğiniz kesin doğru
veya kesin yanlış yanıtlar yoktur. Bu test bir teşhis koymak amacıyla
değil, yalnızca sizin hayatınızda bir denge kurmanıza yardımcı olmak
amacıyla hazırlandı. Stres düzeyiniz ve stresin hayatınızı nasıl
etkileyebileceği hakkında bir profesyonelle konuşup bilgi almanız
önerilir
Stres Düzeyinizi Öğrenin
Aşağıdaki durumlara genel olarak nasıl tepki gösterdiğinizi işaretleyerek stres düzeyinizi ölçün.
4- Her zaman
3- Sık sık
2- Bazen
1- Hiç
Her
soruya size uygun olduğunu düşündüğünüz bir sayı verin. Anketi
tamamladığınızda sayıları toplayın. Anketin sonucunu elde ettiğiniz
sayıya göre değerlendirin.
Birçok farklı işi kısa zamana sığdırmaya çalışıyor musunuz?
İş aksaklıkları veya gecikmeler durumunda sabırsızlanıyor musunuz?
Eğlenme amaçlı da olsa oynadığınız oyunlarda hep kazanmak zorunda hissediyor musunuz?
Trafikte kırmızı ışık yanmak üzereyken arabanızla hemen geçmeye çalışıyor musunuz?
Yaptığınız bir işte yardıma ihtiyacınız olsa da sormaktan kaçınıyor musunuz?
Sürekli olarak başkalarının hayranlığını kazanmak ve saygı duyulma ihtiyacı hissediyor musunuz?
Başkalarının işlerini yapma biçimlerini sıklıkla eleştiriyor musunuz?
Sıklıkla saate bakar mısınız?
Başarılarınızı ve pozisyonunuzu yükseltme konusunda aşırı hırs yaptığınız oluyor mu?
Zamanın size yetmediği düşüncesine kapılıyor musunuz?
Bir anda birden çok iş yapma alışkanlığınız var mıdır?
Sıklıkla gergin veya sinirli hissediyor musunuz?
Hobilerinize ve kendinize vakit ayırmakta zorlanıyor musunuz?
Çabuk konuşma veya sohbetleri hızlandırma eğiliminiz var mıdır?
Kendinizi geçinilmesi zor biri olarak kabul ediyor musunuz?
Arkadaş veya akrabalarınız sizinle geçinmenin zor olduğunu söylerler mi?
Birden fazla projede yer alma eğiliminiz var mıdır?
Kendinize sıklıkla işinizi bitirme tarihleri koyuyor musunuz?
Dinlenmeye ayırdığınız veya boş oturduğunuz vakitlerde kendinizi suçlu hissediyor musunuz?
Kendinize çok fazla sorumluluk yüklediğiniz oluyor mu?
Eğer toplam 20-30 arasındaysa fazla üretken bir insan değilsiniz ve hayatınızı canlandırmaya ihtiyacınız var.
Eğer toplam 31-50 arasındaysa stresle başa çıkma konusunda iyi durumdasınız.
Eğer toplam 51-60 arasındaysa stres düzeyiniz normalin üzerindedir ve aşırı gergin olma sınırındasınız demektir.
Eğer toplam skor 61 ve üzerindeyse, kalp hastalığına yakalanma şansınız yüksektir.
Bu test, Sweet Briar Üniversitesi Akademik Kaynak Merkezi'nden alınmıştır.
Bir papatya tarlası düşün..
İlkbahar ayı..
Ve sen, onun yanından geçen yolda yürüyorsun...
Ve o papatya tarlasında bir papatya dikkatini çeker..
Binlercesinden birisidir ama sen, onun yanına gidersin..
Onda seni çeken bir şeyler vardır ..
O papatyayı olduğu yerden koparırsın ..
Sadece senin olsun istersin, sadece senin ..
Öleceğini düşünmeden. Ve gidersin o tarladan ...
İçindeki şiddetin durduramadığı bir bencillik ama bir o kadar güzel ve hapsedici.
*İşte bu TUTKU...
Yine o tarlanın kenarındaki yolda yürüyorsundur..
Yine milyonlarcası arasında bir tanesi seni çeker..
Yaklaşırsın, yanına gidersin o papatyanın..
Gözlerin başkasını görmez olur o an.
Onun için herşeyi yapmak istersin... Dokunmak istersin..
Dokunamazsin, orda, onunla ölmek istersin.
Ama birden hafif bir rüzgar eser ve bir başka güzel çiçek kokusu gelir burnuna.. Dayanamazsın onun kokusuna..
Unutturur herşeyi bir anda ve o kokunun geldiği yöne gidersin.. O papatya orda kalmıştır, yüreğinin bir kenarında..
Paylaşılmamıştır bir çok şey.. Unutulmaz belki ama geri de dönülmez ona..
*İşte bu AŞK...
Yine o yoldasın.. Papatya tarlasının yanından geçen..
Ve yine bir papatya ...
Milyonlarcasının içinde seni çeker..
Gidersin yanına.. Orda kalakalırsın..
O hiç ölmesin diye her şeyi yaparsın..
Tüm gücünle onunla olmak istersin..
Oradan seni koparacak hiç bir güç olmadığına inanırsın..
Ve orda onunla ölene kadar birlikte kalırsın...
Biliyorum yine sabah olacak Gözlerimi açacağım sessiz odamda tek başıma Boş tavanım fısıldayacak kulağıma "Günaydın" diye. Kalkacağım yataktan giyeceğim yine siyahlarmı üstüme Çıkacağım kalabalık caddelere,yürüyeceğim çizgiler boyunca Bakacağım etrafımda gülücükler saçan insanlara Sonra bir mağazanın camından kendime bakacağım Benmiydim gördügüm,benimmiydi o yuz? Gülmüyordu gözlerim,sadece bakıyordu Bakıyordu akıp giden zamanın götürdüklerine... Sahte sözlermiydi ona ümit verircesine söylenen Yoksa insanların yalan aşklarımıydı onu üzen? Evet o bendim, benimdi o yüz!... Yerden küçük ama sert bir taş alacağım. Kıracağım camı, yok edeceğim o hüzünlü yüzü Yerlere dağılcak kırılan cam parçaları Kaçacağım uzaklara, çok uzaklara Durup düşünmeyeceğim yalnızlığımla baş başa Kaybolan kalbimin yanında kırılan bir camın ne onemi vardı ki? Hiç kimse bunu anlamıyordu yavaş yavaş kayboluyordum Herkez zamanın derdindeydi,sadece görünenin derdinde! Pürüzsüz parlak bir görünümdü düşündükleri Kim biliyordu bedeni yaşatan bir kalbin olduğunu? Hiç kimse... Bir anda ayrılmaya calışacağım yalnızlığımdan Zaman geçerken hızla her yer simsiyah olacak Korkacağım soğuk karanlık sokaklarda. Koşmaya başlayacağım sevdiğimin yanına uzaklara Çok uzaklara... Boş bir panikle ararken bi anda duracağım Anlayacağım titreyen ıslak dudaklarımdan süzülen bir kelimeyle "DAYAN!!!" Farkna varmıştım dayanmam gerektiğinin doğruluğuna Isınmalıydı soğuk bedenim yalan rugun olmadan yatağımda Alışmalıydım sensizliğe, sensiz yaşamaya... Evin yolunu tutacağım sonra yorgunluğumla Girecegim ışıkları kapalı sessiz odama Pencereme vuran sokak lambasının loş ışığı ile yatacağım Dışarıda esen rüzgarın sesiyle ürkeceğim. Çıplak bedenim üşüyecek her zamankinden çok. Son kez sarılacağım benim olmayan ruhuna İyi geceler öpücüğümü konduracağım soğuktan kurumuş dudaklarımla Gözlerimi kapayacağım seninle açtığım hayata Uyuyacağım, uyumaya calışacağım seninle son gecem boyunca Ama olmayacak, başaramayacağım! Çünkü biliyorum yine sabah olacak! Ve sen kaçacaksın yanımdan...
Hiç düşündünüz mü hayatınızda ki cam kırıklarını. Bir daha asla bir araya gelemiyecek olan cam parçacıklarını. Darmadağın ettikten sonra onları toplayın bakalım şimdi, tabi başarabilirseniz. Kırılan hiç bir parça gelmez ki bir daha yerine, birleşmez ki yeniden eskisi gibi. Bende şimdi arıyorum dağılan parçalarımı. Biliyorum nafile ama belki de diyorum en azından bir kaç parça denk gelir birbirine
Kırmak kolay da, ardından bir daha onları biraraya getiremeyeceğimizi tahmin etmek zor sanırım. Bir anda her şey bitebiliyor. Bir söz, bir hareket o kadar basit ki yıkmaya her şeyi. Yıllanmış dostluklardan tutun da, hiç bitmiyecekmiş gibi gözüken aşklara kadar ne kaldıysa elimiz de bir bakıyosunuz hiç birisi yok işte.
Hayat öğretmiyor mu bize; ya da biz mi anlamak istemiyoruz sabretmeyi. Bardağın dolmasını beklemeden küçük kuytular da büyük fırtınalar koparıyoruz. Ve bir hamlede elimizin tersiyle itiyoruz onca sene emek verdiğimiz yaşanmışlıkları ve bilemediğimiz yaşanacakları. Her işte vardır bir hayır deyip kolayca ardına mı saklanıyoruz yoksa yaptıklarımızın. Kırıldıkça, elimizde ki parçalar çoğaldıkça çıkmazlarımız artıyor. Bazen kapanan bir kapının ardından da yeni bir kapı açılamayabiliyor.
İşte o yüzden; Ne kadar az cam parçacağı varsa yaşamınız da o kadar şanslısınız demektir...
Sen uykusuzluk nedir bilir misin? Tırnaklarınla yastığını parçaladın mı? Gözlerini tavana dikip Düşündüğün oldu mu bütün gece Ve bütün bir gün Belki gelir ümidiyle bekledin mi hiç Gelmeyince Seni aramayınca Ölesiye ağladın mı? Sonra çekilip en koyusuna yalnızlıkların Ona ait ne varsa Bir bir hatırladın mı? Sen günden güne erimeyi bilir misin? Dev bir ağacın vakarı altında ölmeyi Bir teselli aramayı Issız parklarda, tenha sokaklarda Ve bütün bir şehir uyurken uzaklarda Deli divane yollara düşüp Yaşlanmış bir köpek gibi Atılmışlığını hissettiğin oldu mu? Sevmekten Günler geceler boyunca yürümekten Elin, ayağın, kalbin yoruldu mu? Sen yalnızlığın acısını bilir misin? Unutulmak bir hançer gibi saplandı mı sırtına? İçinde kıskançlığın zehirli çiçekleri açtı mı? Bütün gururunu çiğneyip Sevdiğinin geçtiği yollarda Bastığı toprakları eğilip öptün mü? Sen çaresizlik nedir bilir misin? Sen yokluk nedir gördün mü? Yanan başını Duvarlara vurup parçalamak geldi mi içinden? Her gün bir defa öldün mü? Böyleyim diye ayıplama beni Bir gün kendimi Sonsuzluğun koynuna bırakırsam Yaralı ve yenik bir asker gibi Darılma Unutma ki Her seven adsız bir kahramandır Unutma ki İnsan; sevebildiği kadar insandır..
Bir rüya gördüm içinde sen Beni terkedip gitmişsin Beni yok etmişsin Bayırdır inşallah Dön diyorum dönmüyorsun Kal diyorum ağlıyorsun Ne yaptğını bilmiyorsun Hayırdır inşallah Dön diyorum dönmüyorsun Kal diyorum gidiyorsun Bir karar bile vermiyorsun Hayırdır inşallah Bu rüya nerden çıktı geldi sahi Aradan kaç yıl geçti yoktun hani Seni çok özlemişim görmeyeli Hayırdır inşallah Bu kaçıncı ayrılık ayrılık hali Aşkımız şarkılarda hayat fani Terler içinde kaldım uyandım ani Hayırdır inşallah ...